DİRENME GÜCÜ
SARI ÖKÜZ
Aslan sürüsü, sığır sürüsüne dadanmış. Her gün saldırı… Kimi gün bir öküz kimi gün bir aslan yaralanıyor, ölüyor… Bıkmış usanmış sığır sürüsü. Elçi göndermişler, barış için. Aslanlar, “Tamam barış yapalım ama şu sizin sürünün içindeki sarı öküz bize ters bakıyor. Ondan hoşlanmıyoruz. Onu bize verin, barış yapalım” demişler. Sığırlar toplanmış. Sürünün en savaşçı üyesiymiş istedikleri. Yaşlı öküz karşı çıkmış, “Vermeyin sarı öküzü” demiş ama dinletememiş. Sürünün akıbeti için, savaşın bitmesi için sarı öküz feda edilmiş…Birkaç gün sonra Aslanlar, “Şu kara öküz de, tıpkı sarı öküz gibi bize ters bakıyor. Onu verin bize. Yoksa barışı bozar, saldırırız…” Sürü toplanmış, tartışmış ve sonunda kara öküzü de vermişler. Birkaç günü huzurlu geçirmiş, sığır sürüsü. Ama sonra aslanlar yine gelmiş. Bu kez alacalı öküzü, birkaç gün sonra genç bir sığırı istemişler. Bu durum aylarca devam etmiş…Gün gelmiş, sığır sürüsünün sayısı azalmış. Artık aslan sürüsüne direnecek sayı ve güçleri kalmamış. Aslanlar istedikleri an gelip, içlerinden birini alıp gidiyor ve bu duruma karşı hiçbir şey yapamıyorlarmış. Yaşlı öküz"e sormuşlar, “biz nerede hata yaptık?” diye. Yanıt acı vericiymiş: “Sarı öküzü verdiğiniz gün savaşı kaybettiniz. Direnme gücünüzü kaybettiniz. Hatayı sarı öküzü vererek yaptınız






